Perşembe, Kasım 09, 2006

İLETİŞİM

İLETİŞİMİN ÖNEMİ
İletişim, birlikte yaşayan insanların anlaşmak ve paylaşmak ihtiyacı duymasından kaynaklanmış ve bu zorunluluk üzerinde gelişmiştir. Bunun için iletişim, yaşamanın gereğidir. İletişim, anlatma-anlaşma temeli üzerine kurulur. Her karşılıklı konuşma iletişimle ilgili birçok hususu yapısında barındırır. Konuşmak için iletiyi (söz, haber, bilgi, duygu ya da düşünceyi), konuşan kişinin ifade etmesi şarttır. Bunlar her iki tarafın dil ve kültür ortaklığını gerektirir.
İletişimin olmadığı yerde yalnızlık başlar. İnsanın insanla karşılaştığı, ilişki kurduğu her yerde, her durumda ayrı bir dil biçimi hâlinde düzenlenmiş iletişim süreci başlar. İyi giyimli birine saygı gösterme, otobüste yaşlılara yer verme, birlikte yaşamanın kurallarını yerine getirme çok defa görünmez bir dille söylenmiş öğütlere uymadır. Hayatın akışını sağlayan unsurlardan biri iletişimdir. Çünkü; iletişim yalnızca sözlerin aktarılma süreci değildir. İletişim, gündelik hayatın akışı içinde her an farklı durumda karşımıza çıkar. Sosyal hayatın bu sisteme bağlı kalarak düzenlenmesini, kendisini yenileyerek sürdürmesini iletişim sağlar. İletişimin olmadığı yerde düzen ve gelişmeden söz edilemez. En gelişmiş iletişim aracı da dildir. Dilin dışındaki göstergelerle de gerçekleşen iletişimler vardır. Zamanla bu ihtiyaç zenginleşmiş, gelişmiş ve kitle iletişim araçları oluşmuştur.
Deniz kıyısında bir tatil köyünde olduğunuzu hayâl edin.
Güneşin doğuşun görmek için sabah erkenden kalktınız ve deniz kıyısında yürüyüşe çıktınız. Sahilde yürürken başka birinin size doğru gelmekte olduğunu gördünüz, bu kişi yaklaştıkça onun karşı cinsten tanımadığınız biri olduğunun farkına vardınız.
İçinde yetiştiğiniz aile ve yörenin gereği siz karşıdan gelen bu insana hiçbir şey söylemediniz, hatta rahatsız olmasın diye yüzüne bile bakmadınız.
O da size hiçbir şey söylemedi ve yüzünüze bakmadı.
Birbirinize bir şey söylemeden, birbirinizin yüzüne bakmadan geçip gittiniz.
Karşıdan gelen bu kişiyle aranızda iletişim var mıydı?

İLETİŞİMİN UNSURLARI VE YAPISI
En sade ve yakın iletişimde; konuşan, söz edilen husus, bu sözün taşındığı kanal ve bu sözün şifresi vardır. Konuşana gönderici, dinleyene alıcı, sözü edilen hususa ileti, anlaşmayı sağlayan ve yeni iletiyi taşıyan araca kanal, iletiyi ifade edene de şifre denmektedir. Konuşma da şifre dil, kanal da ses dalgalarını taşıyan havadır. Konuşma, bütün bunlar bir araya gelince gerçekleşir.
Gönderici bir kişi olduğu gibi, bir kurum, bir yayın organı, bir amir de olabilir. Alıcı da tek kişiden en gelişmiş topluma kadar genişleyebilir.
Sağlıklı bir iletişimin kurulmasında göndericinin iletiyi hazırlamakta ve göndermekteki niyeti; alıcının (hedef kişi veya topluluğun özellikleri) özelliklerinin bilinmesi önem taşır. İleti, göstergeler kullanılarak düzenlenir. Seçilen hedef kitlenin özelliklerine, kültür ve zevk düzeyine göre gösterge kullanmak gerekir. Her göstergenin de bulunduğu bağlamda, anlam kazandığı unutulmamalıdır.
Oruçlu insanlar için televizyonda iftara yakın saatlerde pırıl pırıl bir su görüntüsünün ve su sesinin arkasından “soframız sizi bekliyor” deyip davetkâr evlerin varlığını hissettirdiğimizi düşünelim.
Gönderici kullanacağı kanalda, hedef kişi ve kitlede uyandırmak istediği etkiye göre gösterge seçer.
Bir şehirde insanların mutlu yaşadıklarını ifade edebilmek için hangi göstergeleri kullanabiliriz?
1. Şehrin ileri gelenlerinin konuşmalarından seçilen bazı sözlerle,
2. Halkı yapılan anket ve röportajlarının yayımlanmasıyla,
3. Çocukların sevinç içinde oynadıklarını gösteren resimlerle,
4. Halktan kişilerin mutluluk ifade eden konuşmalarıyla,
5. İyi donatılmış hastane ve hapishanelerin boş denecek kadar tenha olduğunu gösteren fotoğraf veya anlatan yazılarla,
6. Yetkililere dua edenleri gösteren karikatürlerle insanların mutlu yaşadıklarını ifade edebiliriz.

GÖNDERİCİ – İleti – Kanal – Alıcı
(Kaynak) (Mesaj) (Araç)


------------------------> Dönüş <----------------------------- (Geri Bildirim) -----------------------> Bağlam <----------------------------- (Ortam) İletişim Modeli Tablosu İLETİŞİMİ ENGELLEYEN ETMENLER: a. Fiziksel engeller: Gürültü, telefon ya da Internet ağındaki arızalar… b. Nerofizyolojik engeller: Gönderici ya da alıcının görme, işitme gibi bedensel özürleri… c. Psikolojik engeller: İletinin sadece bir bölümünü seçme, iletiyi unutma ya da iletiyi almaya hazır olmama… ç. Sosyolojik engeller: Eğitim, kültür, gelir, statü farkları… İLETİŞİM VE GÖSTERGE İletişim etkinliğinde gösterge temel kavramlardan biridir. Çünkü iletişimde varlık ve objeler değil; onların sembolü olan göstergeler kullanılır. En etkili değilse de en yaygın ve en kullanışlı göstergeler, dil göstergeleridir. Çünkü taşınmaları ve kullanılmaları daha kolaydır. Ayrıca dil göstergeleri çok anlamlıdır, yan anlam kazanabilirler. Bu yüzden dille iletişim insanın ayırt edici özelliğidir. Göstergeleri, dil göstergeleri ve dil dışı göstergeler olmak üzere gruplandırmak mümkündür. a) Dil Göstergeleri: Dil göstergeleri nesne ve kavramların kendisi değildir. Dilde anlamı olan en küçük birime gösterge denir. Hece, sözcükler, fiil çekim ekleri vb, > Dil göstergeleri, taklit yoluyla oluşan sözcükler dışında nedensizdirler, oldukları gibi kabul edilmişlerdir.
> Dil göstergeleri çizgiseldir. Sesler art arda gelerek bu özellik oluşur. Anlatımda da bu sözcüklerin birbirini izlemesiyle ortaya çıkar.
“Öğretmen sınıfa zamanından önce geldi.”
Cümlesini doğru algılayabilmek için bu cümledeki sözcüklerinin hepsinin kullanılmasını beklemek zorundayız. (Oysa görsel iletişimde resim ya da filimde öğretmenin sınıfa girişi bir anda gerçekleşmektedir.)
> Dil kendi doğal seyri içinde değişebilir. Ancak, dil göstergeleri sebepsiz yere bırakılıp yerlerine yenileri uydurulmaz.
> Dilde her şey ayırıcı birimlerin birleşimiyle işler.
“Bak, yak, çak” sözcüklerinde b, y, ç ünsüzleri ayırıcı birimlerdir.
> Dil, çift eklemlidir. Yani dil göstergeleri yer aldıkları dizi içinde farklı anlamlar kazanabilir.
“Başım ağrıyor”, “baş eğdi”, “baş kaldırdı” söz gruplarında aynı gösterge (baş) farklı olarak kullanılmıştır.

b) Dil Dışı Göstergeler:
Dil dışı göstergeler, bütün iletileri açıklayamaz. Bunları şu şekilde adlandırabiliriz:
Belirti: Belirtide gösterge kendi dışında bir şeyi ifade eder. Amaç, iletişim sağlamak değildir.
“Bulutlu hava” -----> BELİRTİ
(Doğal, istem dışı, amacı yok)
(Yağmur yağacağını ifade eder.)
“Ateş, öksürük” -----> BELİRTİ
(Hastalığı ifade eder.)
Belirtke: Belirtkede gösterge kendi varlık sebebi dışında bir hususu ifade etmek üzere kullanılır. Bu anlam değeri, toplumun diğer üyeleri tarafından da anlaşılır. Amaç, uzlaşmadır.
“Trafik ışıkları” -----> BELİRTKE
(Uzlaşma sağlar.)
(Trafiği düzenler. İnsanların tümü tarafından aynı şekilde algılanırlar.)
“Yasakları ifade eden şekil ve işaretler” ------> BELİRTKE
Görsel gösterge: Gösteren ile gösterilen arasında gerçekten benzerliğin olduğu göstergelerdir.
“Atatürk’ün portresi” -----> GÖRSEL GÖSTERGE
(Atatürk ile portresi arasında bir benzerlik vardır.)
Simge: Benzerlik ve uzlaşma ilişkisiyle soyut tek bir gösterilene göndermede bulunan görsel biçimdir.
Nesne ve kavramların dillerde oluşan ses simgeleri vardır.

-----> GÖSTERİLEN
K-i-t-a-p -----> Dil Bilim Göstergesi
(Ses Simgesi)

İLETİŞİMDE DİLİN İŞLEVLERİ
Dil, iletişim şemasında yer alan diğer unsurların iletiyle ilişkisine göre yeni ve farklı görevler üstlenir. Bu görevlere “işlev” denmektedir. İletişim esnasında dilin kazandığı işlevleri şu şekilde sıralayabiliriz:
a. Duygusal ve Anlatımsal İşlev (Coşku, Heyecan Bildirme İşlevi): Göndericinin varlık, eşya, kavram vb. karşısındaki tavrı ve duyarlılığı dile getirilirse dil bu işleviyle kullanılır.
“Ah Tanrı’m, ne kadar güzel bir kız!”
“Deli midir nedir, gülüyor!”
b. Göndergesel İşlev (Göndericilik İşlevi): Göndergeyi tanıtmak üzere ortaya konulan metinlerde dil bu işleviyle kullanılır. Burada amaç, bir varlığı ya da görünüşü açıklamak, bilgi vermek, bir düşünceyi aktarmaktır.
“Sosyoloji, toplumun türünü inceler ve her şeyi toplumun tümü içinde inceler.”
“Ünlü Alman filozof Hegel’in felsefesinin çıkış noktası bilim değil tarihtir.”
c. Alıcıyı Yönlendiren İşlev (Alıcıyı Harekete Geçirme İşlevi): Alıcıda bir etki uyandırması onun bir iş yapması, bir eylemde bulunması amacıyla düzenlenmişse bu işleviyle kullanılır.
“Arkaya doğru ilerleyelim.”
“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!”
d. İletişim Kanalını Kontrol Eden İşlev (Kanalı Kontrol İşlevi): İletişimin sürüp sürmediğini kontrol etmek, iletişim kanallarını denetlemek amacıyla düzenlenmişse bu işleviyle kullanılır.
“Söylediklerim anlaşıldı mı?”
“Herkes dinliyor mu?”
e. Dil Ötesi İşlevi: Dil bilgisi kurallarını ve dille ilgili hususları anlatmak amacı güdülüyorsa bu işleviyle kullanılır.
“Çekimli fiiller cümlede yüklem görevinde kullanılır.”
“Cümle sonlarına nokta konur.”
f. Edebî-Sanatsal-Yazınsal İşlev (Şiirsel İşlevi): Dil sanatsal metinlerde bu işleviyle kullanılmakta hatta edebî dil veya sanat dili olarak adlandırılmaktadır.
“Seninle bir yağmur başlıyor iplik iplik,
Bir güzellik doluyor yüreğime şiirden.
Martıları konuyor omuzlarıma,
Gözlerin İstanbul oluyor birden.”
Yavuz Bülent Bakiler

“Şairim ya,
Gözlerini görürüm geceleri dolunayda,
Güneş doğarken selamını alırım.
Nerden çıktı bu rüzgâr?
Havada saçlarının kokusu var…
Bırak dilediğince essin, dile gelsin,
Şiir olup essin yüreğime;
Sonsuza kadar!”
Oyhan Hasan Bıldırki
g. Bağlamsal İşlev: Bağlamla ilgili hususlar, dile getirilmek istendiğinde bu işleviyle kullanılır.
Dil işlevlerini iletişim anında kazanmaktadır. Ancak metinlerde dilin birkaç işleviyle birlikte kullanıldığı da göze çarpar.

Hilâl GÜLER
DERS NOTLARI

4 yorum:

ders sevmz dedi ki...

güzel bi site ama daha fazla içerik eklemelisiniz***

Adsız dedi ki...

güzel olmuş.ellerinize sağlık .daha fazla içerik olsa daha iyi olur.

pınar dedi ki...

paylaşım için çok teşekkürler...

Adsız dedi ki...

ödevim için yeterli değildi ama yinede tesekkürler..